Avrupa Birliği'nin (AB) gelecekteki mali çerçevesi ve genişleme stratejileri, üye ülkeler arasında yoğun tartışmalara konu olmaya devam ediyor. Almanya, 2028-2034 dönemini kapsayan çok yıllı mali çerçeve müzakerelerinde, Avrupa Komisyonu'nun öngördüğü 1,7 trilyon euroluk harcama tavanına karşı çıkarak 400 milyar avroluk bir kesinti yapılması gerektiğini savunuyor.
Almanya'nın Avrupa'dan sorumlu Devlet Bakanı Gunther Krichbaum, mevcut bütçe yapısının güncel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını belirterek, bir zihniyet değişimi çağrısında bulundu. Krichbaum, Avrupa Birliği'nin önceliklerini yeniden belirlemesi gerektiğini ifade ederek, geleneksel ortak tarım politikası yerine güvenlik, savunma, siber güvenlik, yapay zekâ ve rekabetçilik gibi alanlara odaklanılması gerektiğini vurguladı. Bakan, bu alanların gelecekte Avrupa'nın refahını belirleyecek temel unsurlar olduğunu dile getirdi.
Genişleme süreci konusunda da eleştirilerde bulunan Krichbaum, aday ülkeler için uygulanan mevcut katılım modelinin artık işlemediğini savundu. Aday ülkelerin karşılaştığı hukuki müktesebat zorluklarını bir "yüksek atlama yarışmasına" benzeten Krichbaum, "kademeli bir sistem" önerisinde bulundu. Bu modelin, aday ülkelere tam üyelik öncesinde Avrupa Parlamentosu oturumlarına oy hakkı olmaksızın katılım gibi imkânlar tanıyarak, onları sisteme daha hızlı entegre etmeyi amaçladığını belirtti.
Krichbaum, bu stratejinin aynı zamanda Rusya ve Çin gibi küresel aktörlere karşı Avrupa'nın birliğini göstermek açısından stratejik bir mesaj taşıdığını ifade etti. Polonya örneğini vererek, geçmişte fon alan ülkelerin zamanla ekonomilerini geliştirerek katkı sağlayan konuma gelebileceğini hatırlatan Bakan, genişlemenin maliyetinin yönetilebilir olduğunu savundu.
Ancak Almanya'nın 2026 yılına ilişkin temkinli büyüme tahminleri, Brüksel ile olan mali ilişkilerde baskı yaratıyor. Krichbaum, bütçe müzakerelerinin karmaşıklığına dikkat çekerek, 2027 yılına sarkması durumunda uzlaşmanın çok daha zorlaşacağını belirtti. Bu nedenle, çok yıllı mali çerçeveye ilişkin görüşmelerin yıl sonuna kadar tamamlanmasının tüm üye devletlerin çıkarına olduğunu vurguladı.