Dr. Kasapoğlu, NATO'nun küresel barış ve istikrarı koruma misyonunu yerine getirebilmesi için stratejilerini güncellemesi gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen zirvelerin, ittifakın gelecekteki yol haritasını belirlemek adına kritik bir dönemeç olduğunu belirten Kasapoğlu, mevcut güvenlik odaklı yaklaşımların sorunları çözmede yetersiz kaldığına dikkat çekti.
Diplomasi ve yeni söylem vurgusu
Kasapoğlu, NATO'nun artık daha kapsayıcı ve barış temelli bir sistem inşa etmesi gerektiğini belirterek, "NATO'nun yeni sözler söylemesi lazım" değerlendirmesinde bulundu. Müzakere süreçlerinin ve diplomasinin güçlendirilmesinin bir zorunluluk olduğunu dile getiren Kasapoğlu, Parlamenterler ve Liderler Zirvesi'nin bu yeni vizyonun ortaya konulması için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.
Türkiye'nin stratejik rolü
Türkiye'nin NATO içindeki konumuna da değinen Kasapoğlu, ülkenin sadece bir üye olmadığını, dünya diplomasisinde aktif bir rol üstlendiğini hatırlattı. Özellikle Rusya-Ukrayna krizindeki diplomatik liderlik ve savunma sanayisinde kaydedilen yerli kazanımların, sadece Türkiye için değil, NATO'nun genel savunma kapasitesi için de büyük bir değer taşıdığı vurgulandı. Kasapoğlu, Türkiye'nin attığı adımların uluslararası arenada takdirle karşılandığını ve NATO Genel Sekreteri tarafından da teyit edildiğini sözlerine ekledi.