ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü askeri operasyonlara kısa süreli bir mola vermesi, bölgedeki diplomatik trafiğin yeniden yoğunlaşmasına neden oldu. Tahran ile iletişim kanallarını açık tutan Umman ve Pakistanlı temsilcilerin çabaları sürerken, Beyaz Saray yönetimi de mevcut krizi çözmek adına yeni stratejiler geliştiriyor.
Başkan Donald Trump'ın daha önce dile getirdiği sert söylemlerin ardından, Durum Odası'nda gerçekleştirilen toplantılarda farklı görüşler öne çıktı. Başkan Yardımcısı JD Vance başta olmak üzere birçok üst düzey yetkili, daha geniş çaplı bir askeri müdahalenin çatışma ortamını kontrol edilemez bir boyuta taşıyabileceği konusunda uyarıda bulundu. Askeri kanatta ise azalan mühimmat stoklarının operasyonel kapasiteyi kısıtladığına dair endişeler giderek artıyor.
Uzmanlar, Beyaz Saray'ın önünde duran üç temel senaryoyu şu şekilde özetliyor: İlk olarak saldırıların şiddetini artırmak, ikinci olarak Hürmüz Boğazı çevresindeki ablukayı devam ettirmek ve son olarak İran mutabakatını yeniden canlandırmak. Ancak ablukanın etkilerinin uzun vadede ortaya çıkacak olması ve nükleer anlaşmaya dönüşün siyasi bir geri adım olarak görülmesi, yönetimi zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor.
Amerikan kamuoyunda savaşa yönelik destek ise ciddi oranda düşüş gösteriyor. Yapılan anketler, halkın yüzde 76'sının sürecin beklenenden daha karmaşık ilerlediği görüşünde birleştiğini ve yaklaşık üçte ikisinin çatışmaların bir an önce son bulmasını istediğini ortaya koyuyor. Cumhuriyetçi senatörler de Başkan Trump'ın mevcut durumu aşmak için yeni bir söylem geliştirmesi gerektiğini savunuyor. Gelinen noktada, her iki taraf için de kazananı olmayan bir çatışma riski, diplomatik çözüm arayışlarını zorunlu kılıyor.