Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki jeostratejik gelişmeler, Kıbrıs Adası'nın askeri önemini yeniden gündeme taşıdı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), özellikle İsrail ile kurduğu yoğun askeri ilişkiler ve Fransa'dan yaptığı savunma alımlarıyla Ada'daki askeri varlığını dönüştürüyor. Uzmanlar, bu adımların bölgedeki güç dengelerini değiştirdiğini belirtiyor.
İsrail ile Askeri Entegrasyon
İsrail'in Ada üzerindeki etkisi, sadece gayrimenkul alımlarıyla sınırlı kalmıyor. Rum Tapu Dairesi verilerine göre, İsrail vatandaşları Larnaka, Baf ve Limasol bölgelerinde yaklaşık 4 bin mülk edinmiş durumda. Bu mülklerin stratejik noktalara yakınlığı ve güvenlikli siteler şeklinde inşa edilmesi dikkat çekiyor. Askeri açıdan ise İsrail, Trodos Dağları'nda özel kuvvet eğitimleri düzenlerken, Baf'taki Andreas Papandreou Hava Üssü'nü yakıt ikmali ve acil iniş noktası olarak kullanıyor.
Rum yönetimi, Türkiye'nin insansız hava araçlarına karşı koyma gerekçesiyle İsrail üretimi Barak MX hava savunma sistemini envanterine ekledi. Ayrıca, İsrail ana karasındaki radar ağları ile Ada'daki sistemler arasında entegrasyon sağlandığı ifade ediliyor. İki taraf arasında ortak bir tugay kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğü de gelen bilgiler arasında.
Fransa ile Savunma İş Birliği
GKRY, Avrupa Birliği savunma programlarından sağladığı 800 milyon Euro'luk bütçeyi Fransa'dan yapılan askeri alımlara yönlendirdi. Bu kapsamda Rum ordusu, envanterindeki Rus yapımı Mi-35 helikopterlerini Airbus H145M modelleriyle değiştirdi. Ayrıca, Fransa üretimi Mistral ve Aspide hava savunma füzeleri ile Exocet anti-gemi füzeleri Rum kıyılarına yerleştirildi.
Bu gelişmeler, Ada'daki güvenlik mimarisinin çok boyutlu bir şekilde yeniden tasarlandığını gösteriyor. Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve uluslararası statüsü tanınmadan kalıcı bir çözümün zor olduğu vurgulanırken, bölgedeki askeri hareketliliğin Türkiye ile olan ilişkiler üzerinde yeni bir gerilim alanı oluşturduğu değerlendiriliyor.