Avrupa Birliği'nin son dönemde ivme kazanan genişleme politikası, Brüksel'deki kurumsal yapıyı ciddi bir sınavla karşı karşıya bıraktı. Avrupa Komisyonu'nun Genişleme ve Doğu Komşuluğu Genel Müdürlüğü, aynı anda yürütülen çok sayıda üyelik müzakeresi nedeniyle kaynak baskısı altında çalışıyor. Yetkililer, kurumun son genişleme dalgalarından bu yana sahip olduğu kurumsal hafızayı ve deneyimli personel kapasitesini büyük ölçüde yitirdiğini belirtiyor.
Mevcut durumun temelinde, son altı ayda kapatılan müzakere fasıllarının son on yıldakinden daha fazla olması yatıyor. Özellikle Karadağ'ın 2028 yılına kadar üyelik hedefini gerçekleştirmek için oluşturulan özel görev gücü, diğer Batı Balkan ülkeleriyle ilgilenen birimlerin kaynaklarını kısıtlıyor. Kurum içindeki daimi personel sayısının azlığı ve geçici sözleşmeli çalışanlara duyulan bağımlılık, müzakere süreçlerinin sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor.
Genişleme takvimindeki yoğunluk, Ukrayna ve Moldova'nın üyelik süreçleriyle daha da artmış durumda. Her iki ülke de son haftalarda ikişer müzakere faslı açarak süreci hızlandırdı. Ancak Macaristan'ın daha temkinli bir yaklaşım sergilemesi ve aday ülkelerin kendi idari kapasitelerinin sınırlarına yaklaşması, Brüksel'deki yetkilileri endişelendiriyor. İzlanda'nın da 29 Ağustos'ta yapacağı referandumla üyelik sürecine dönme ihtimali, Komisyon üzerindeki personel ve bütçe baskısını daha da artırabilir.
Brüksel'deki uzmanlar, çok sayıda ülkenin üyelik sürecinin eş zamanlı yönetilmesinin, kurumun önceliklerini yeniden belirlemesini zorunlu kıldığını ifade ediyor. AB Konseyi ve üye ülkeler de bu yoğun süreci yönetebilmek için kendi kurumsal kapasitelerini güçlendirme arayışına girdi. Avrupa Komisyonu, siyasi taahhütlerini yerine getirebilecek insan kaynağına sahip olduğunu kanıtlamak zorunda. Ancak kurum, mevcut iş yükünün uygulanabilirliği konusunda gelen sorulara yanıt vermekten kaçınıyor.