İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin, Türkiye'nin ittifak içindeki stratejik konumunu yeniden tanımlayan kritik bir eşik olduğunu ifade etti. Duran, küresel güvenlik mimarisinin hibrit tehditler ve bölgesel istikrarsızlıklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, Türkiye'nin sadece bir sınır ülkesi değil, merkezi bir güvenlik sağlayıcısı olarak öne çıktığını belirtti.
Savunma Sanayiinde Yerlilik ve İhracat Başarısı
Zirve kapsamında ilk kez düzenlenen NATO Savunma Sanayii Forumu, savunma teknolojilerinin ittifak gündeminin merkezine yerleştiğini gösterdi. Türkiye, insansız hava araçlarından deniz platformlarına kadar geniş bir yelpazede üretim kapasitesini artırarak dikkat çekti. 2025 yılında savunma sanayii ihracatını bir önceki yıla göre yüzde 48 oranında artıran Türkiye, 10 milyar 54 milyon dolarlık bir hacme ulaştı. Sektördeki yerlilik oranının yüzde 80'i aşması, Türkiye'yi Avrupa savunma sanayii mimarisinin vazgeçilmez bir parçası haline getirdi.
Diplomasi ve Caydırıcılık Dengesi
Türkiye'nin NATO içindeki rolünün sadece askeri güçle sınırlı olmadığını vurgulayan Duran, ülkenin kriz yönetimindeki arabuluculuk kapasitesine dikkat çekti. Ukrayna'daki savaş süreci ve tahıl koridoru girişimi gibi örneklerin, Türkiye'nin farklı aktörlerle temas kurabilme yeteneğinin ittifak için stratejik bir değer ürettiğini kanıtladığını ifade etti. Türkiye, NATO üyeliğini korurken Rusya ve diğer bölgesel aktörlerle diyalog kanallarını açık tutarak, ittifakın kendi iç uyumuna da katkı sağlamaktadır.
360 Derece Güvenlik Yaklaşımı
Ankara Zirvesi'nde öne çıkan bir diğer başlık ise Türkiye'nin savunduğu "360 derece güvenlik" yaklaşımı oldu. Karadeniz, Kafkasya, Akdeniz ve Orta Doğu'yu bir bütün olarak değerlendiren bu perspektif, NATO'nun bölgesel ortaklıklarını genişletmesine olanak tanıyor. Türkiye, İstanbul İşbirliği Girişimi gibi mekanizmalarla Avrupa-Atlantik güvenliği ile Körfez güvenliği arasında köprü kurarak, bölgesel liderlik kapasitesini somut adımlarla pekiştiriyor. Zirve, Türkiye'nin sadece bir müttefik değil, aynı zamanda ittifakın geleceğini şekillendiren stratejik bir ortak olduğunu dünya kamuoyuna bir kez daha göstermiş oldu.