Uzay Havası ve Havacılık Riskleri
Surrey Uzay Merkezi (SSC) tarafından yürütülen ve Journal of Space Weather and Space Climate dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, aşırı uzay hava olaylarının sivil havacılık üzerindeki etkilerini inceledi. Araştırma sonuçlarına göre, özellikle 8 ile 14 kilometre arasındaki uçuş irtifalarında radyasyon seviyelerinin tehlikeli boyutlara ulaşabildiği belirlendi. Bu durum sadece yolcular ve uçuş ekipleri için sağlık riski oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda uçakların kritik elektronik sistemlerini de tehdit ediyor.
Elektronik Sistemlerdeki Bozulmalar
Uzaydan gelen yüksek enerjili parçacıklar, uçak içi sistemlerde Tekil Olay Bozulmaları (SEU) olarak adlandırılan küçük hatalara yol açabiliyor. Bu teknik aksaklıklar, pilotların iş yükünü artırarak uçuş güvenliğini riske atabiliyor. Somut bir örnek olarak, Ekim 2025'te bir JetBlue uçağının Florida'ya acil iniş yapması sonrası Airbus, güneş radyasyonu zafiyeti nedeniyle 6 bin adet A320 uçağını geçici olarak uçuşa kapatmak zorunda kaldı.
Kritik Rotalar ve Yeni Güvenlik Önlemleri
Risklerin en yoğun hissedildiği bölgelerin başında kutup uçuşları geliyor. Londra Heathrow ile Vancouver International arasındaki rotalar gibi güzergahlar, jeomanyetik fırtınalardan daha fazla etkileniyor. Dr. Fan Lei, uçakların elektroniğe bağımlılığı arttıkça bu risklerin daha iyi anlaşılmasının hayati olduğunu vurguluyor.
Mevcut güvenlik çerçevelerinin rutin radyasyona odaklandığını ve aşırı olayları göz ardı ettiğini belirten Profesör Keith Ryden ve ekibi, sektöre özel yeni bir radyasyon ölçeği geliştirdi. Bu yeni sistem; Surrey, Lerwick ve Camborne'daki nötron monitörleri ile MAIRE modellemesi kullanılarak oluşturuldu. Geliştirilen ölçeğin, uçuşların yeniden rotalandırılması veya yere indirilmesi gibi kritik kararlar için daha net eşikler sunması hedefleniyor.