ABD askerlerinin ülkeden çekilmesinin ardından Taliban'ın Afganistan'da yeniden iktidarı ele geçirmesinin üzerinden beş yıl geçti. Taliban yönetimi, bu süreci istikrarın sağlanması olarak nitelendirerek Kabil sokaklarında düzenlenen geçit törenleri ve çeşitli etkinliklerle kutladı. Ancak kutlamalar, ülkede süregelen ağır insan hakları ihlalleri ve ekonomik krizin gölgesinde gerçekleşti.
Kadın haklarında ciddi gerileme
Taliban'ın iktidara gelmesinin ardından kadınların kamusal alandaki varlığı neredeyse tamamen silindi. Kız çocuklarının altıncı sınıftan sonra eğitim görmesi yasaklanırken, kadınların yükseköğrenim görmesi de engellendi. UNESCO verilerine göre, yaklaşık 2,4 milyon kız çocuğu eğitim hakkından mahrum durumda. Ayrıca kadınların parklara, spor salonlarına girmesi ve yanlarında bir erkek refakatçi olmadan seyahat etmeleri yasaklandı. Kabil'deki yıl dönümü kutlamalarında da bu kısıtlamalar kendini gösterdi; sporcuların katıldığı geçit töreninde kadınların yer almasına izin verilmedi.
Ekonomik ve insani kriz derinleşiyor
Ülkedeki insani durum her geçen gün daha da kötüleşiyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, Afganistan'ın birçok vilayetinde çocuklarda yetersiz beslenmenin kritik seviyelere ulaştığı konusunda uyarıda bulundu. Taliban Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ziya Ahmed Takal, uluslararası toplumu ülkeye yatırım yapmaya davet etse de, yönetimin kadın hakları ve kapsayıcı yönetim konusundaki tutumu uluslararası tanınmanın önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.
Uluslararası ilişkilerde belirsizlik
Taliban yönetimini resmen tanıyan tek ülke Rusya olurken, Avrupa Birliği ve Fransa gibi aktörler yönetimi meşrulaştırmadıklarını ancak insani yardımlar ve göç gibi konularda operasyonel temaslarını sürdürdüklerini belirtiyor. Fransa Dışişleri Bakanlığı, Taliban'ın terörle mücadele ve insan hakları konusundaki uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediği sürece ilişkilerin normalleşmeyeceğini vurguladı. Buna karşın, bazı Avrupa ülkeleri ile Taliban temsilcileri arasında göçmenlerin sınır dışı edilmesi gibi konularda yapılan görüşmeler, insan hakları savunucuları tarafından eleştirilmeye devam ediyor.