Sahra Çölü'nün derinliklerinde, Kuzey Afrika'nın geçmişteki yağışlı dönemlerinden kalan devasa yeraltı su rezervleri bulunmaktadır. Bilimsel analizler, bu suyun bir kısmının yaklaşık bir milyon yıldır yeraltında saklı kaldığını ortaya koymaktadır. Ancak uzmanlar, popüler kültürde sıkça dile getirilen "yeraltı okyanusu" ifadesinin gerçeği yansıtmadığı konusunda uyarıda bulunmaktadır.
Sünger Benzeri Bir Yapı
Yeraltı suları, devasa boşluklarda birikmek yerine kayaçların gözenekleri ve çatlakları arasında tutulmaktadır. Araştırmacılar bu durumu, suyu emmiş bir süngere benzetmektedir. Britanya Jeolojik Araştırmalar Kurumu'nun 2012 yılındaki kapsamlı çalışmasına göre, Afrika kıtası genelinde yaklaşık 660 bin kilometreküp yeraltı suyu mevcuttur. Fakat bu miktarın ekonomik olarak çıkarılabilir değildir.
Fosil Su ve Yenilenme Sorunu
Bölgedeki en önemli kaynaklardan biri olan Nubian Kumtaşı Akifer Sistemi, Çad, Mısır, Libya ve Sudan sınırları boyunca uzanmaktadır. Bu sistemdeki sular, binlerce yıl önce yağışlarla yeraltına sızmış "fosil su" olarak tanımlanır. Günümüzün kurak iklim koşullarında bu rezervler neredeyse hiç yenilenmemektedir. Bu nedenle, yeraltı suyunu kullanmak, sürekli dolan bir kaynaktan ziyade, binlerce yıl önce biriktirilmiş bir tasarruf hesabından harcama yapmaya benzemektedir.
Sürdürülebilirlik ve İş Birliği
Yoğun su çekimi, akiferdeki basıncın düşmesine, enerji maliyetlerinin artmasına ve sığ kuyuların kurumasına yol açabilmektedir. Ayrıca, tatlı su kaynaklarına tuzlu suların karışma riski de bulunmaktadır. Bu risklerin farkında olan Çad, Mısır, Libya ve Sudan, sınırları aşan bu su kaynaklarını ortak bir çerçevede yönetmek için iş birliği yapmaktadır. Bilim insanlarına göre asıl mesele, ne kadar su olduğu değil, bu suyun hangi maliyetle ve gelecek nesilleri riske atmadan nasıl kullanılacağıdır.