Kuduz hastalığına dair toplumda oluşan endişeler üzerine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, hastalığın bulaşma mekanizmaları ve korunma yolları hakkında önemli bilgiler paylaştı. Kedilerin kuduz virüsünün ana konakçısı olmadığını vurgulayan Ertuğrul, Türkiye'de son 20 yılda kedi kaynaklı bir kuduz vakasına rastlanmadığını ifade etti.
Bulaşma riski ve ilk müdahale
Kuduzun temel bulaşma yolunun salya teması olduğunu hatırlatan uzmanlar, kedilerin patilerini yalama alışkanlığı nedeniyle tırmalama yoluyla da virüsün bulaşabileceğini ancak bunun zor bir olasılık olduğunu belirtti. Virüsün dış ortama karşı dayanıksız olması nedeniyle, şüpheli bir temas sonrası bölgenin bol sabunlu suyla yıkanması virüs yükünü azaltmak için en kritik ilk adımdır. Ancak bu işlem aşı zorunluluğunu ortadan kaldırmaz; mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Aşı protokolü ve kuluçka süresi
Kuduz aşılama programında yeni nesil rekombinant DNA aşıları kullanılmakta olup, süreç 0, 3, 7 ve 14. günlerde dört doz şeklinde uygulanmaktadır. Temas edilen hayvanın 10 gün boyunca gözlem altında tutulması, sürecin takibi açısından büyük önem taşır. Kuduzun kuluçka süresi genellikle 20 ila 90 gün arasında değişse de, yaranın konumuna ve derinliğine bağlı olarak bu süre yıllara yayılabilir. Literatürde 27 yıla kadar uzayan kuluçka vakaları mevcuttur.
Belirtiler ve korunma
Kuduzun klinik belirtileri ortaya çıktıktan sonra hastalığın %100 ölümcül olduğunu belirten Prof. Dr. Ertuğrul, belirtiler beklenmeden ilk 24 saat içinde aşı programına başlanması gerektiğini vurguladı. Fare ve sıçan gibi kemirgenlerin kuduz riski taşımadığını belirten uzmanlar, çözümün sokak hayvanlarının düzenli periyotlarla aşılanmasından geçtiğini ifade etti. Ayrıca ciddi yaralanmalarda sadece aşının yeterli olmayabileceği, kuduz antiserumunun da uygulanması gerektiği hatırlatıldı.