Rusya'nın kontrolü altında bulunan Zaporijya Nükleer Santrali'nde (NGS) dış elektrik bağlantısının yeniden kesildiği bildirildi. Santralin ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlamak için kullanılan yüksek gerilim hattındaki hasar nedeniyle devreye giren koruma sistemleri, tesisin şebeke ile olan bağını kopardı. Bu durum üzerine santralin kritik soğutma ve güvenlik sistemlerini ayakta tutmak amacıyla yedek dizel jeneratörler devreye alındı.
Ukrayna'nın nükleer enerji şirketi Energoatom, savaşın başlangıcından bu yana santralde toplam 27 kez dış elektrik bağlantısı kaybı yaşandığını açıkladı. Energoatom Başkanı Pavlo Kovtoniuk, sıklaşan kesintilerin santraldeki ekipman üzerinde ciddi bir yıpranmaya yol açtığını ve dizel jeneratörlerin sürekli devreye girmesinin teknik yükü artırdığını ifade etti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ise santral sahasındaki radyasyon seviyelerinin şu an için doğal değerlerde seyrettiğini belirtti.
Güvenlik ve Altyapı Sorunları
Savaş öncesinde 10 farklı hattan elektrik alan santralin, günümüzde dış bağlantısını sağlayan tek bir hattı (Ferosplavna-1) kaldı. Ana bağlantı hattı olan Dniprovska'nın mart ayında devre dışı kalması ve onarımların teknik engellere takılması, tesisin enerji güvenliğini kırılgan hale getiriyor. IAEA Başkanı Rafael Grossi, kesintisiz dizel yakıt tedarikinin santralin güvenliği için hayati önem taşıdığını vurgulayarak, taraflara askeri itidal çağrısında bulundu.
Çalışanlara Yönelik Saldırılar
Santraldeki teknik sorunların yanı sıra, tesis çalışanlarına yönelik saldırılar da güvenlik endişelerini derinleştiriyor. Yakın zamanda santral personelini taşıyan bir otobüs durağına düzenlenen İHA saldırısında can kayıpları ve yaralanmalar yaşandı. IAEA, nükleer tesislerin ve çalışanların hedef alınmasının çatışma ortamında kabul edilemez bir risk oluşturduğunu yineledi. Rus yönetimi saldırılardan Ukrayna'yı sorumlu tutarken, Ukrayna tarafı santralin askerden arındırılmasını ve yönetimin Energoatom'a iade edilmesini talep etmeye devam ediyor. Uzmanlar, elektrik ve soğutma sistemlerinin uzun süreli kesintiye uğramasının, nükleer yakıtın zarar görmesi ve çevreye radyoaktif madde salınımı gibi felaket senaryolarını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.