İran yargısına bağlı Mizan Haber Ajansı, ocak ayında İsfahan kentinde gerçekleşen hükümet karşıtı protestolarla bağlantılı olarak yabancı uyruklu bir kişinin idam edildiğini açıkladı. Yetkililer, idam edilen şahsın Qaim Hosseini olduğunu belirtirken, uyruğuna dair detaylı bilgi paylaşmadı.
Resmi kaynaklar, "Arian" takma adını da kullanan Hosseini'nin 8 Ocak tarihinde İsfahan'daki Ali Khani Meydanı'nda düzenlenen gösterilere katıldığını itiraf ettiğini öne sürdü. İran yargısı, söz konusu protestolar sırasında dört güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini ve Hosseini'nin olay yerinde aktif olarak bulunduğunu iddia etti. İddianamede, şahsın güvenlik görevlilerinin cesetlerine müdahale ettiği ve bir yardım kuruluşuna ait eşyaları ateşe verdiği öne sürüldü.
Hosseini'nin yargılama sürecinde avukatının hazır bulunduğu ve Yüksek Mahkeme'nin temyiz başvurusunu inceleyerek idam kararını onadığı belirtildi. Aynı dava kapsamında daha önce Abolfazl Sepahi, Amirhossein Safari, Erfan Esfandiari ve Golmohammad Mohammadi isimli dört kişi daha idam edilmişti.
İnsan hakları örgütleri ise İran yönetimini, protestolarla bağlantılı davalarda ölüm cezasını muhalefeti bastırmak ve toplumda korku yaymak amacıyla kullanmakla suçluyor. Uluslararası kuruluşlar, gözaltındaki kişilere zorla itiraf ettirildiği, avukat yardımına erişimin kısıtlandığı ve adil yargılanma güvencelerinin ihlal edildiği yönündeki endişelerini sık sık dile getiriyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterresinin sunduğu raporlar, İran'daki idam oranlarının son yıllarda ciddi bir artış gösterdiğini ortaya koyuyor. BM verilerine göre, 2024 yılında kaydedilen idam sayısı 2015'ten bu yana ulaşılan en yüksek seviyeye çıkarken, 2025'in ilk yarısında da bu artış eğiliminin devam ettiği gözlemlendi. Uluslararası toplum, özellikle uyuşturucu suçları ve ulusal güvenlik gerekçeleriyle verilen idam cezalarının hukuki standartlara uygunluğu konusunda Tahran yönetimine yönelik eleştirilerini sürdürüyor.