Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Strazburg'da açıkladığı nihai kararla Osman Kavala davasında Türkiye'ye yönelik önemli bir hüküm verdi. Mahkeme, Kavala'nın tutukluluk süreci ve mahkûmiyetine ilişkin başvuruyu değerlendirerek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin beş ayrı maddesinin ihlal edildiğini tespit etti.
İhlal Kararları ve Gerekçeler
Mahkeme heyeti, 15'e karşı 2 oyla aldığı kararda; ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Ayrıca, hakların sınırlandırılmasına ilişkin 18. maddenin ihlal edildiği vurgulandı. Kararda, Kavala'nın mahkûmiyetinin usul açısından ciddi eksiklikler barındırdığı ve bunun bir 'bariz adalet reddi' oluşturduğu ifade edildi.
AİHM, 18. madde kapsamında yaptığı değerlendirmede, Kavala'ya yönelik yargısal tedbirlerin gizli bir amaç taşıdığını ve bu amacın insan hakları savunucusunu susturmak olduğunu belirtti. Mahkeme, ceza hukukunun araçsallaştırıldığını ve bu durumun keyfi bir müdahale teşkil ettiğini kaydetti.
Tahliye ve Tazminat Hükmü
Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca bağlayıcı olan kararda, Türkiye'nin Osman Kavala'yı mümkün olan en kısa sürede serbest bırakması gerektiği belirtildi. Mahkeme, mevcut mahkûmiyetin Sözleşme hukuku bakımından yok hükmünde sayılması gerektiğini ve Türkiye'nin bu mahkûmiyetin sonuçlarını ortadan kaldırmakla yükümlü olduğunu vurguladı.
Ayrıca Türkiye'nin, Kavala'ya üç ay içerisinde 70 bin avro manevi tazminat ve 43 bin 342 avro tutarında yargılama gideri ödemesine karar verildi. Kararın uygulanması süreci, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin denetimi altında yürütülecek.
Kavala, 18 Ekim 2017 tarihinden bu yana tutuklu bulunuyor. 2019 yılındaki ilk AİHM kararının ardından süreç, ihlal prosedürü kapsamında Büyük Daire'ye taşınmıştı. 25 Nisan 2022'de kesinleşen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası sonrası verilen bu yeni karar, davanın hukuki seyrinde nihai aşamayı temsil ediyor.