Rusya'da güvenlik güçlerinin sokaklarda kimlik kontrolü veya çeşitli bahanelerle sivilleri gözaltına alarak askerî sözleşme imzalamaya zorladığına dair haberler gündemdeki yerini koruyor. İnsan hakları kuruluşu Idite lesom, özellikle Ağustos ayından itibaren bu tür baskı vakalarında belirgin bir artış yaşandığını ve başvuruların zirve noktasına ulaştığını duyurdu. Novorossiysk'ten Birobidzhan'a kadar geniş bir coğrafyada kaydedilen bu olaylarda, erkeklerin iş yerlerinden veya evlerine giderken alıkonulduğu ifade ediliyor.
Cezaevleri ve ekonomik baskı
Asker toplama faaliyetlerinin yalnızca sokaklarla sınırlı kalmadığı, cezaevi idarelerinin de tutukluları cepheye göndermek için bir araç olarak kullanıldığı belirtiliyor. Bunun yanı sıra, maddi sıkıntı çeken işsizler ve borçlu bireylerin de kişisel bağlantılar veya iş ilanları üzerinden hedef alındığı kaydediliyor. Uzmanlar, bu kişilerin cepheye gönderilene kadar durumun ciddiyetini tam olarak kavrayamadıklarını vurguluyor.
Seferberlik korkusu ve göç dalgası
Ukraynalı yetkililer ve bazı Batılı istihbarat kaynakları, Rusya'nın yeni bir seferberlik dalgasına hazırlandığına dair uyarılarda bulunuyor. Bu endişe, Rus vatandaşlarının ülkeden ayrılma taleplerini de artırıyor. Özellikle 2022'deki kısmi seferberlik dönemini hatırlayan birçok kişi, sınırların tamamen kapatılmasından veya zorunlu askerlikten kaçınmak için Gürcistan ve Ermenistan gibi ülkelere yöneliyor. Mayıs 2025'te devreye giren Birleşik Askerî Kayıtlar Sicili ise celp alan kişilerin yurt dışına çıkışını büyük ölçüde zorlaştırıyor.
Kremlin'den yalanlama
Rus yetkililer ise seferberlik iddialarını kesin bir dille reddediyor. Rusya'nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, şu an için kitlesel bir seferberliğe ihtiyaç duyulmadığını ve böyle bir planın bulunmadığını belirtti. Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov ise bu tür haberlerin Rusya içindeki durumu karıştırmaya yönelik ideolojik bir girişim olduğunu savundu. Ancak 2022 yılında ilan edilen kısmi seferberliği resmen sona erdiren bir kararnamenin yayımlanmamış olması, kamuoyundaki endişelerin temelini oluşturmaya devam ediyor.