Avrupa Uzay Ajansı (ESA), kıtanın uydu fırlatma süreçlerinde dışa bağımlılığını sona erdirmeyi hedefleyen European Launcher Challenge (ELC) programı kapsamında ilk büyük sözleşmelerini hayata geçirdi. Bu kapsamda, İspanya merkezli uzay teknolojileri şirketi PLD Space ile 158,9 milyon avro tutarında stratejik bir anlaşma imzalandı. Söz konusu finansman, büyük oranda İspanya ve Almanya'nın katkılarıyla sağlanırken, ödemelerin şirketin belirlenen teknik kilometre taşlarına ulaşmasıyla kademeli olarak yapılacağı belirtildi.
MIURA 5 ile yeni dönem
Anlaşmanın temelinde, PLD Space'in geliştirdiği MIURA 5 roketinin ticari operasyonel kapasitesinin güçlendirilmesi yer alıyor. Şirket, bu roketle 2030 yılına kadar fırlatma sıklığını artırmayı ve uluslararası pazardaki talebi karşılamayı amaçlıyor. Ayrıca, roketin yük taşıma kapasitesinin artırılması ve yeniden kullanılabilirlik teknolojisi olan itmeli iniş sistemlerinin entegrasyonu da sözleşmenin kritik bileşenlerini oluşturuyor.
ESA yetkilileri, bu süreçte şirketlere katı teknik şartlar dayatmak yerine, özel sektörün kendi inovasyon süreçlerini desteklemeyi tercih ettiklerini vurguladı. PLD Space'in Fransız Guyanası'ndaki Avrupa Uzay Limanı'nı kullanacak olması, projenin lojistik açıdan da önemini artırıyor.
Geleceğin ağır fırlatıcısı: MIURA Next
PLD Space yönetimi, bu projede elde edilen teknik kazanımların yalnızca MIURA 5 ile sınırlı kalmayacağını, doğrudan şirketin gelecekteki ağır fırlatıcı ailesi olan MIURA Next projesine aktarılacağını açıkladı. Bu strateji, yeni nesil fırlatıcıların geliştirilme takvimini kısaltmayı ve operasyonel riskleri minimize etmeyi hedefliyor.
ESA'nın bu hamlesi, Avrupa'nın uzay ekosistemini çeşitlendirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. PLD Space'in yanı sıra Rocket Factory Augsburg ve Isar Aerospace gibi şirketler de benzer programlar kapsamında destekleniyor. ELC programı, seçilen tüm tedarikçilerin 2028 yılına kadar en az bir başarılı yörünge fırlatması gerçekleştirmesini zorunlu kılıyor. Kasım 2025'te Bremen'de yapılan toplantılarda üye devletlerin bu alandaki finansman taahhütlerini 900 milyon avroya kadar yükseltmesi, Avrupa'nın kendi fırlatma kapasitesine verdiği önemi gözler önüne seriyor.