Karadağ, Avrupa Birliği'ne (AB) katılım sürecinde aday ülkeler arasında en avantajlı konumda bulunuyor. Ancak ülkenin bu hedefi, komşusu Sırbistan'dan kaynaklandığı iddia edilen siyasi müdahaleler nedeniyle risk altında. Diplomatlar ve uzmanlar, Belgrad yönetiminin Karadağ'ın iç siyasetini şekillendirerek üyelik sürecini sekteye uğratmaya çalıştığını savunuyor.
Etnik bölünme iddiaları
Eski Karadağ Başbakan Yardımcısı Jovana Marović, Sırbistan'ın sistematik bir şekilde etnik bölünmeler yaratmaya çalıştığını öne sürüyor. Özellikle Sırpçanın resmi dil yapılması ve kimlik siyasetinin ön plana çıkarılması gibi girişimlerin, Karadağ'ın toplumsal yapısını hedef aldığı belirtiliyor. Ayrıca, yerel düzeyde Kosova'nın tanınma kararının iptal edilmesine yönelik çabalar da bu gerilimin bir parçası olarak görülüyor.
Buna karşın Karadağlı yetkililer, siyasi elitin büyük oranda birlik içinde hareket ettiğini vurguluyor. Nitekim ağustos ayında gerçekleştirilen anayasa reformları, parlamentoda geniş bir uzlaşıyla kabul edildi. Bu durum, ülkenin AB yolundaki kararlılığını koruduğunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Sırbistan'dan yalanlama
Sırbistan'ın AB nezdindeki büyükelçisi Danijel Apostolović ise iddiaları reddederek, ülkelerinin Karadağ'ın üyelik sürecine müdahale etmek gibi bir çıkarı olmadığını ifade etti. Apostolović, Sırbistan'ın kendi reform süreçlerine ve ekonomik büyümesine odaklandığını belirtti.
Avrupa Birliği ise bu iki ülke arasındaki gerilimi dengelemeye çalışıyor. Brüksel için Karadağ'ın üyeliği stratejik bir hedefken, Sırbistan'ın bölgedeki etkisi göz ardı edilemeyecek kadar büyük görülüyor. Uzmanlar, Karadağ'ın AB üyeliğinin Sırbistan'ın bölgedeki liderlik rolünü zayıflatabileceği ve bu nedenle Belgrad'ın süreci yavaşlatmak isteyebileceği görüşünde birleşiyor. Gelecek dönemde Podgorica'nın, iç baskılara rağmen reformlarını sürdürüp sürdüremeyeceği, AB'ye giriş hızını belirleyecek temel faktör olacak.