Türkiye'de son yıllarda kumar bağımlılığı vakalarında ciddi bir artış gözlemleniyor. Yeşilay verilerine göre, 2024 yılında kumar bağımlılığı tedavisi için yapılan başvurular, ilk kez alkol ve uyuşturucu bağımlılığı başvurularının toplamını geçti. Uzmanlar, bu durumu sadece bireysel bir sorun değil, aileleri de derinden etkileyen bir aile hastalığı olarak tanımlıyor.
Dijitalleşme ve Erişilebilirlik
Kumar bağımlılığındaki artışın temel nedenleri arasında dijitalleşme ve çevrimiçi platformlara erişimin kolaylaşması yer alıyor. Özellikle gençler ve orta yaş grubu, ekonomik zorluklar ve hızlı kazanç hayalleriyle bu sürece dahil oluyor. Çocuk ve ergen psikiyatristi Prof. Şaziye Senem Başgül, kumarla tanışma yaşının 14-15 seviyelerine kadar düştüğünü belirterek, gençlerin oyun içi satın almalar ve rastgele ödül sistemleri aracılığıyla risk altına girdiğini ifade ediyor.
Toplumsal Etkiler ve Tedavi Süreci
Kumar bağımlılığı, bireylerin finansal yıkım yaşamasına, borçlanmasına ve aile içi ilişkilerinin bozulmasına neden oluyor. YEDAM bünyesinde sunulan tedavi hizmetlerinde, şeffaflık ve aile desteği büyük önem taşıyor. Klinik Psikolog Mert Şerbetçi, kadınların bağımlılık riski taşımasına rağmen damgalanma korkusuyla tedaviye daha az başvurduğunu, ancak kurumun gizlilik ilkesiyle hareket ettiğini vurguluyor.
Küresel Bir Sorun
Dünya genelinde kumar sektörünün 2028 yılına kadar 700 milyar dolarlık bir hacme ulaşması bekleniyor. Lancet tarafından oluşturulan komisyonun raporuna göre, kumar şirketleri gelirlerinin büyük kısmını bağımlılık yaşayan küçük bir gruptan elde ediyor. Uzmanlar, hükümetlerin vergi gelirlerinden ziyade kamu sağlığını önceliklendirmesi gerektiğini savunuyor. Norveç gibi ülkelerde uygulanan aylık kayıp limitleri ve hesap dondurma gibi yasal düzenlemeler, çözüm arayışlarında başarılı örnekler olarak gösteriliyor.
Uzmanlar, bağımlılıkla mücadele eden kişilerin profesyonel destek almasının ve aileleriyle şeffaf bir iletişim kurmasının iyileşme sürecinde belirleyici olduğunu belirtiyor.