Orta Doğu kaynaklı jeopolitik belirsizlikler, Avrupa kıtasında jet yakıtı tedarikini ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. Bölgedeki çatışma ve ateşkes süreçlerinin yarattığı belirsizlik, enerji güvenliği konusunu en kritik gündem maddelerinden biri haline getirdi. Avrupa ülkeleri, bu durumdan en fazla etkilenen bölge olarak öne çıkıyor.
Avrupa'nın jet yakıtı talebinin önemli bir kısmını Basra Körfezi'nden karşıladığı biliniyor. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Nisan ayında yaptığı değerlendirmede kıtanın altı haftalık bir jet yakıtı stoğuna sahip olduğunu ve tarihin en büyük enerji güvenliği tehdidiyle karşı karşıya kalınabileceğini ifade etmişti. Bu uyarının ardından Almanya'nın flag carrier havayolu şirketi Lufthansa, yakıt tasarrufu sağlamak amacıyla Mayıs ile Ekim ayları arasında 20 bin uçuşunu iptal ettiğini duyurdu.
Reuters'ın Energy Aspects verilerine dayandırdığı analizler, üçüncü çeyrekte Avrupa genelinde günlük 600 bin varil civarında bir arz açığı öngörüyor. Yapılan hesaplamalar, kıtadaki mevcut stokların talebi karşılayabilecek 30 günden daha az bir süreye işaret ediyor. Bu durum, Avrupa'yı başlıca jet yakıtı pazarları arasında en dar stok seviyesine sahip bölge konumuna düşürüyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın raporları ise Mayıs sonu itibarıyla stokların geçen yıla göre yüzde 10 arttığını, ancak rafineri üretimindeki artışa rağmen sadece bir aylık bir tolerans payı bulunduğunu ortaya koyuyor.
Avrupa Komisyonu ve AB üye ülkelerinin temsilcileri, Enerji Birliği Görev Gücü çatısı altında bu riskleri masaya yatırdı. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, tedarikin şu ana kadar genel olarak istikrarlı kaldığı vurgulandı. AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen, yaz tatili sezonunun sonuna doğru stoklarda daralma yaşanabileceğini, gerekirse ulusal rezervlerin devreye alınacağını belirtti. AB, kendi rafineri üretimini artırarak ve Kanada gibi yeni tedarikçilere yönelerek bu açığı kapatmaya çalışıyor.