Türkiye, terörsüz bir gelecek hedefi doğrultusunda tarihi bir dönemeçten geçiyor. Uzun süredir üzerinde çalışılan ve terörsüz bir Türkiye ile terörsüz bir bölge idealini amaçlayan yeni yasal çerçeve, hukuki bir zemine oturtulmaya hazırlanıyor. Geçmiş yıllarda uygulanan topluma kazandırma yasalarından farklı olarak, bu yeni dönemde örgütün tamamen feshi ve silah bırakması temel hedef olarak belirlenmiş durumda.
Geçmişteki uygulamalarda, örgüt üyeliği bulunan ancak eylemlere katılmamış kişilere yönelik cezai indirimler veya topluma uyum destekleri sağlanmıştı. Ancak mevcut konjonktürde, sadece yasal düzenlemelerin yeterli olmayacağı, zihinsel bir dönüşümün de şart olduğu vurgulanıyor. Sürecin başarıya ulaşması için üç temel aşama öne çıkıyor: Kök yasanın yürürlüğe girmesi, örgütün silah bırakması ve toplumun bu sürece ikna edilmesi.
Sürecin akılcı yönetimi için idarenin inisiyatif alması ve siyaset kurumunun bu projeyi kısır çekişmelerin dışında tutması bekleniyor. Özellikle DEM Parti'nin ekim ayında yapacağı kongrede izleyeceği yol haritası, sürecin ilerleyişi açısından kritik bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, bürokratik sınırların ötesine geçilerek milletin temsilcilerinin sürece dahil edilmesi ve bir takip mekanizması oluşturulması planlanıyor.
Uzmanlar, sürecin hassasiyetine dikkat çekerek, toplumsal hazmetme kapasitesi netleşmeden aceleci adımlar atılmaması gerektiği görüşünde birleşiyor. Özellikle Türkiye'ye dönüş kapısı açılan kişilerin karşılanması gibi konularda aşırılıklardan kaçınılması, sürecin moral kondisyonunu korumak adına büyük önem taşıyor. Örgüt mantığının yeniden bölgesel bir yapılanmaya dönüşmemesi için hukuk ve idari tedbirlerin kararlılıkla uygulanması hedefleniyor. Türkiye'nin bu süreçteki vakarı ve sabrı, projenin başarısı için en önemli dayanak noktası olarak görülüyor.