Tohum Ambarı projesi, Anadolu'nun kadim tarım mirasını korumak ve yerel tohumları yeniden ekonomiye kazandırmak amacıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında 12 bin yıllık geçmişe sahip ıza buğdayını tarlalarla buluşturmaya devam ediyor. Proje kapsamında çiftçilere sağlanan ücretsiz tohum desteği, üretimin yaygınlaşmasında önemli bir rol oynuyor.
Üretim Alanı İki Katına Çıkıyor
Geçtiğimiz yıl 140 dönümlük alanda gerçekleştirilen ıza buğdayı ekimi, verilen destekler sayesinde bu yıl 250 dönüme ulaştı. Hasat döneminin başladığı tarlalardan bu yıl yaklaşık 55 ton ürün elde edilmesi öngörülüyor. Projenin bir sonraki hedefi ise ekim alanını 500 dönüme çıkararak yerel üretimi daha geniş kitlelere yaymak.
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nden Öğretim Görevlisi Berker Çiftçi, ıza buğdayının 14 kromozomlu yapısı, düşük gluten oranı ve düşük glisemik indeksiyle günümüz sağlıklı beslenme standartlarına oldukça uygun olduğunu vurguluyor. Hastalıklara karşı doğal direnci sayesinde kimyasal tarım ilacı gerektirmeyen bu tür, organik tarım yöntemleriyle yetiştiriliyor.
Gastronomide Yeni Bir Ham Madde
Iza buğdayı, geleneksel olarak bulgur ve hayvan yemi olarak kullanılmasının ötesinde, modern mutfaklarda da kendine yer buluyor. Elde edilen unla ekmek, simit, makarna ve erişte gibi temel gıdaların yanı sıra dünya mutfaklarından çeşitli ürünler de hazırlanabiliyor. Akademik çalışmalar, bu kadim buğdayın gastronomi dünyasında değerli bir ham madde olarak potansiyelini artırmayı hedefliyor.
Tohum Ambarı projesi, yalnızca ıza buğdayı ile sınırlı kalmayıp 700'ün üzerinde yerel tohumu koruma altına alıyor. İklim ve coğrafi şartlara uygun bölgelerde yeniden üretilen bu tohumlar, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasını sağlıyor. Ayrıca çocuklara yönelik düzenlenen ekolojik okuryazarlık eğitimleriyle toprağın ve üretimin önemi vurgulanarak, yerel kalkınma bilincinin oluşturulması amaçlanıyor.