Türkiye genelinde faili meçhul dosyaların aydınlatılması amacıyla kurulan özel birim, Ankara ve Kırıkkale'de yıllardır süren iki cinayet davasında önemli bir başarıya imza attı. Kırıkkale'de 2014 yılında kaybolan Vakıflar Genel Müdürlüğü personeli Hüseyin Okumuşoğlu'nun akıbeti, 2025 yılında bir evde yapılan aramada ortaya çıktı. Okumuşoğlu'nun parçalanmış cesedinin bir derin dondurucuda saklandığı belirlendi. Yapılan teknik incelemeler, şüphelilerin cesedin bozulmaması için 11 yıl boyunca düzenli olarak evin elektrik faturalarını ödediğini ve mülkün kontrolünü sağladığını ortaya koydu. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen operasyon kapsamında, olayla bağlantısı tespit edilen 17 şüpheliden 16'sı gözaltına alındı.
Bir diğer operasyon ise Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde gerçekleştirildi. 2018 yılında bir su deposunda ölü bulunan Emrah Daşdemir cinayeti, daha önce delil yetersizliği nedeniyle kapatılmıştı. Ancak özel birim tarafından yeniden ele alınan dosyada, şüpheli Halil Can Çelik'in olay gecesi bölgede bulunduğu baz istasyonu verileriyle (Cell-ID) kesinleşti. Çelik'in cinayeti gizlemek için iki farklı telefon hattı kullandığı ve kolluk kuvvetlerine yalan beyanda bulunduğu tespit edildi. Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin kararıyla takipsizlik kararı kaldırılan şüpheli, düzenlenen jandarma operasyonuyla yakalandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonların ardından yaptığı açıklamada, kurulan özel daire başkanlığının koordinasyonunda son 4 ay içerisinde 30 ayrı dosyada toplam 35 faili meçhul cinayetin aydınlatıldığını duyurdu. Bakan Gürlek, "Kaç yıl geçerse geçsin peşlerindeyiz" ifadesini kullanarak, adaletin tecellisi için geçmişe dönük tüm delillerin titizlikle incelenmeye devam edeceğini vurguladı. Emniyet ve jandarma birimlerinin ortaklaşa yürüttüğü bu çalışmalar, uzun süredir karanlıkta kalan olayların çözülmesinde teknolojik imkanların ne denli kritik bir rol oynadığını bir kez daha gözler önüne serdi.