Fransız Alpleri'nin en yüksek noktası Mont Blanc'ın popüler yürüyüş rotalarında, son dönemde yaşanan yoğunluk ciddi tartışmalara yol açtı. Bölge yetkilileri, doğal yaşamın korunması ve ziyaretçi güvenliği için yeni tedbirler alınması gerektiğini savunuyor. Saint-Gervais-les-Bains Belediye Başkanı Jean-Marc Peillex, özellikle hafta sonlarında rotaların adeta kaz yürüyüşüne dönüştüğünü ve kişilerin sadece önlerindekini görebildiğini belirtiyor. Bu durumun sürdürülemez olduğunu vurgulayan yerel yönetim, gelecek ilkbahardan itibaren erişimin kısıtlanmasını hedefliyor.
Planın en dikkat çekici yanı, Mont-Blanc Turu'na katılmak isteyenlerin bir dağ evi veya yetkili bivak alanında konaklama rezervasyonu yaptırmak zorunda bırakılması. Bivak alanları, çadır kurma veya açık hava konaklaması için resmi olarak izin verilen bölgeler olarak tanımlanıyor. Yeni düzenleme uyarınca, ziyaretçiler bu rezervasyonu gerçekleştirmeden rotaya çıkamayacak. Belediye başkanı, uygun yer bulamayanların planlarını erteleme durumunda kalacağını ifade ediyor.
Uluslararası Eşgüdüm ve Mevcut Uygulamalar
Saint-Gervais-les-Bains belediye sınırlarından geçen rota kısmı küçük olsa da, Fransa tarafındaki diğer belediyelerle ortak hareket edildiği belirtiliyor. Önümüzdeki ilkbaharda yürürlüğe girmesi beklenen uygulama, bölgedeki turizmi denetim altına almayı amaçlıyor. Sınırın diğer tarafında İsviçre ise henüz benzer bir kısıtlama planlamıyor. İsviçre'nin Valais kantonundaki Orsières Belediye Başkanı Joachim Rausis, bazı uyarı sinyalleri olduğunu kabul etmekle birlikte, önceliklerin ülkeler arası koordinasyon olduğunu dile getiriyor.
Öte yandan, Mont Blanc'a tırmanışta rezervasyon sistemi tamamen yeni bir fikir değil. Zirveye çıkan Fransız normal rotasında yer alan Nid d’Aigle, Tête Rousse ve Goûter dağ evlerinde konaklama için zaten özel bir rezervasyon süreci mevcut. Dağ rehberleri ise otellerin ve dağ evlerinin bir yıl önceden dolduğunu, bu durumun özellikle serbest çalışan rehberler için büyük zorluk yarattığını ifade ediyor. Yapılan düzenleme, Alpler'in uluslararası cazibesi ile doğa koruması arasındaki dengeyi sorgulatırken, dağlara erişimin serbestliği konusunu da gündeme getiriyor.