Küba'nın uzun süreli lideri Fidel Castro'nun resmi olarak kabul edilen tek kızı Alina Fernandez, babasıyla olan mesafeli ilişkisini ve ülkesinden ayrılma sürecini yıllar sonra detaylandırdı. 1956 yılında Havana'da dünyaya gelen Fernandez, çocukluk yıllarında Castro'nun ziyaretlerini hatırlasa da, babasının kimliğini 10 yaşına kadar tam olarak idrak edemediğini belirtti. Bu gerçeği öğrendiğinde büyük bir hayal kırıklığı ve aldatılmışlık hissi yaşadığını ifade eden Fernandez, uzun yıllar boyunca Castro'nun kızı olduğunu kamuoyu önünde kabul etmeyi reddetti.
Fernandez, babasının yönetimindeki Küba'da yaşadığı dönemi bir "kabusa" benzeterek, ülkedeki siyasi baskıların ve ekonomik kıtlıkların hayatını derinden etkilediğini vurguladı. Özellikle 1990'ların başında Sovyet bloğunun çöküşüyle derinleşen kriz döneminde, başkomutanın kızı olmasına rağmen tutuklanma korkusuyla yaşadığını dile getirdi. Bu baskıcı ortamdan kurtulmak isteyen Fernandez, 19 Aralık 1993 tarihinde titizlikle planlanmış bir operasyonla Küba'dan ayrılmayı başardı. İspanyol bir kadının pasaportunu kullanarak ve tanınmamak için peruk takarak havaalanından geçen Fernandez, Madrid üzerinden ABD'ye ulaştı.
Sürgün hayatına başladıktan sonra babasıyla olan ilişkisini Küba'daki rejimi eleştirmek için bir araç olarak kullanan Fernandez, 1997 yılında yayımladığı otobiyografik kitabıyla dikkatleri üzerine çekti. Babasının 2016 yılındaki ölüm haberini aldığında büyük bir şok yaşamadığını belirten Fernandez, bugün Küba'nın içinde bulunduğu ekonomik çöküşün ve elektrik kesintilerinin, babasının dayattığı merkeziyetçi sistemin bir sonucu olduğunu savundu. Fernandez, devletin tüm işletmeleri kontrol altına almasının toplumu başsız ve çaresiz bıraktığını ifade ederek, mevcut krizin kökenlerinin geçmişteki yönetim anlayışına dayandığını belirtti.