İran'ın başkenti Tahran başta olmak üzere birçok şehirde, benzin istasyonlarının önünde kilometrelerce uzayan araç kuyrukları dikkat çekiyor. Perşembe günü sabah saatlerinde zirveye ulaşan yoğunluk, vatandaşların akaryakıt kıtlığı yaşanacağı endişesiyle istasyonlara akın etmesiyle tetiklendi. Yetkililer, bu durumu panik alımlarına bağlasa da, yaşanan aksaklıkların arkasında yapısal sorunların yattığı belirtiliyor.
Fiyat artışı gündemde
Hükümet kanadından gelen açıklamalar, akaryakıt fiyatlarında bir düzenlemenin kaçınılmaz olduğunu doğruluyor. Yürütme İşlerinden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Cafer Ghaempanah, mevcut sübvansiyon sisteminin adaletsiz olduğunu savunarak, benzin ve dizel fiyatlarında değişikliğe gidileceğini ifade etti. Ancak bu değişikliğin kapsamı ve zamanlaması hakkında henüz net bir takvim paylaşılmadı.
Arz açığı ve yaptırımların etkisi
Ülkedeki akaryakıt krizi, günlük 15 milyon litrelik bir arz açığıyla kendini gösteriyor. Uzmanlar, bu durumu ABD yaptırımlarının rafineri altyapısı üzerindeki baskısı, deniz ablukaları ve kaçakçılık faaliyetleriyle ilişkilendiriyor. Ulusal İran Akaryakıt Dağıtım Şirketi verilerine göre, günlük dağıtım miktarı 150 milyon litreye yükselmiş durumda; bu da normal tüketim seviyelerinin oldukça üzerinde bir talebe işaret ediyor.
Siyasi riskler ve güvenlik endişeleri
İran'da akaryakıt fiyatlarına yönelik her türlü müdahale, geçmişteki toplumsal olaylar nedeniyle yüksek siyasi risk taşıyor. 2019 yılındaki fiyat artışı girişimleri ülke çapında büyük protestolara yol açmıştı. Mevcut durumda, hükümetin bu hassas dengeyi nasıl kuracağı merak konusu olurken, Devrim Muhafızları ile hükümet arasında stratejik yakıt rezervlerinin kullanımı konusunda görüş ayrılıkları yaşandığına dair iddialar da gündemdeki yerini koruyor. Yetkililer ise halkı, depoları boşalmadan istasyonlara gitmemeleri konusunda uyararak, tedarik zincirinin istikrarlı olduğunu savunuyor.