İzlanda vatandaşları, Avrupa Birliği'ne (AB) katılım sürecinin yeniden başlatılması veya bu ihtimalin gelecekte tamamen rafa kaldırılması konusundaki kararlarını vermek üzere sandık başına gitti. Ülke genelinde kurulan sandıklar, yerel saatle 09.00'dan 22.00'ye kadar seçmenlerin katılımına açık kaldı.
Referandum süreci, İzlanda'nın 2009 yılında yaşadığı büyük finansal krizin ardından AB'ye üyelik başvurusunda bulunmasıyla başlayan tarihsel bir dönemeçte yer alıyor. Ancak 2013 yılında iktidara gelen AB karşıtı hükümet, 2015 yılında bu adaylık sürecini resmen sonlandırmıştı. 2024 seçimlerinde iktidara gelen AB yanlısı koalisyon ise halka bu süreci yeniden değerlendirme sözü vererek referandum kararını hayata geçirdi.
Oylamanın teknik detaylarına bakıldığında, sandıktan çıkacak bir "Evet" sonucu İzlanda'yı doğrudan AB'ye üye yapmayacak; yalnızca katılım müzakerelerinin yeniden açılmasını sağlayacak. Olası bir üyelik anlaşması metni hazırlandığında ise halkın tekrar sandığa gitmesi gerekecek. Referandumun danışma niteliğinde olması nedeniyle hukuki bir bağlayıcılığı bulunmasa da, çıkacak sonucun hükümetin izleyeceği dış politika üzerinde belirleyici bir baskı oluşturması bekleniyor.
Seçim öncesi yapılan kamuoyu araştırmaları, toplumun bu konuda ikiye bölündüğünü ortaya koyuyor. Maskína tarafından yapılan son anketlerde "Evet" oyları yüzde 51,3 ile önde görünürken, Gallup tarafından yayımlanan daha güncel veriler "Hayır" cephesinin az farkla öne geçtiğine işaret ediyor. Erken oy kullanma sürecinde seçmenlerin yaklaşık yüzde 15'inin sandığa gitmiş olması, halkın konuya olan ilgisinin yüksek olduğunu gösteriyor.
Yaklaşık 400 bin nüfusuyla İzlanda, olası bir üyelik durumunda Avrupa Birliği'nin nüfus açısından en küçük üyesi olacak. Avrupa projesinin genişleme ivmesini test eden bu oylama, özellikle Norveç gibi diğer İskandinav ülkeleri tarafından da yakından takip ediliyor. İlk resmi sonuçların pazar sabahının erken saatlerinde açıklanması öngörülüyor.